Sağlık sektöründe hizmet verenler ama özellikle de acil sağlık sistemi içinde görev yapmakta olanlar, “Sağlıklı olmanın ya da kalabilmenin” ne kadar önemli olduğuna dair pek çok hayat hikayesini hasta ve yakınları ile beraber bizzat yaşayan topluluklardır. Günümüz dünyasında sağlıklı kalabilmeyi zorlaştıran pek çok çevresel faktör, pek çok bireysel yoğunluk yaratan etken ile karşılaşmaktayız. İşte, bu etkenlerle baş edebilmemizi sağlayacak temel araçlardan biri de sportif faaliyetlerdir. Bu faaliyetlerin özendirilmesi, daha fazla oranda insana ulaştırılması ve hakkımız olan kaliteli yaşam için geçtiğimiz yıl sonunda yönetim kurulu üyeliğini gerçekleştirmekte olduğum Türkiye Acil Tıp Derneği (TATD) kurul toplantılarının birinde “Bir meslek topluluğuna ait Basketbol Ligi olabilir mi?” sorusunu tartışmaya açtığımda, tüm kurul arkadaşlarımdan destek gördüm ve belki de ilk kez olacak bir Basketbol Liginin temellerini hep beraber atmış olduk. Sonraki günlerde, TATD’ nin ATAB ile beraber genç ve dinamik diğer grubu EMPACT’ ın başkanı değerli arkadaşım Erkman Sanrı ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalar neticelenmiş oldu.
Geldiğimiz noktada, ülkemizin bir ligi daha olmuş oldu. İşte, TATD BAL olarak kısaltılan ve Basketbol Acil Ligi olarak değerlendireceğimiz bu büyük organizasyonda en az bizler kadar pay sahibi olan İstanbul Gençlik ve Spor Müdürü Sayın Cemil Boz ile değerli ekibinin verdiği katkı da çok büyüktü. Acil Tıp Bülteninin bu sayısında sevgili Uzm. Dr. Erkman Sanrı arkadaşımızın hazırladığı röportaj ile sayın Cemil Boz bey’i  konuk edeceğiz. Kendilerine teşekkür eder, sizlere keyifli okumalar dilerim.
Doç. Dr. Serkan Emre Eroğlu

ERKMAN SANRI: Öncelikle bizi kırmayıp röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Sorularımıza başlamadan önce bir röportaj klasiği olarak sizden kendinizi tanıtmanızı isteyebilir miyiz?

CEMİL BOZ: Merhaba, 1981 yılında Artvin’ in Yusufeli ilçesinde doğdum. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Spor Yöneticiliği Bölümünden 2004 yılında mezun olduktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Sportif Etkinlikler A.Ş.’de Tenis Antrenörü (2004 – 2006) olarak görev aldım. Yine tenis antrenörlüğü yaptığım süreç içerisinde Marmara Üniversitesi  Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi Ana Bilim Dalı Spor Yönetim Bilimleri Alanında Yüksek Lisansımı “Yerel Yönetimlerin Spor Tesislerinde Toplam Kalite Yönetimi Uygulamaları” adlı tez çalışmam ile tamamladım.

2006 yılında başladığım İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde farklı kademe ve birimlerde hizmet verdikten sonra 2013 yılından itibaren Gençlik Hizmetleri ile Personel Eğitim Şube Müdürlüğü ardından 24 Mayıs 2017 tarihinden itibaren İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü olarak görev yapmaktayım.

ERKMAN SANRI: Ülkemizde spor deyince akla ilk futbol gelmekte. Sanırım sonrasında da basketbol geliyor. Sizce bu iki spor dalının, halkımız tarafından diğer spor dallarına göre daha fazla sevilmesinin sebebi nedir?

CEMİL BOZ: Spor kitleleri peşinden sürükleyen toplumsal ve kültürel bir olgudur. Yaş, cinsiyet, din, dil ve ırk ayrımı olmadan evrensel bir dile sahip olan sporun gelişimi toplumların her kesiminde kabul görmüş, desteklenmiş ve özellikle bazı spor dallarında ekonomik ve sosyolojik açıdan da önemli kazanımlar getirmiştir. Ülkemizde özellikle futbolun ve basketbolun gelişimini de bu bağlamda incelemenin önemine değinmek istiyorum. Küreselleşen dünyada özellikle teknolojinin gelişimiyle birlikte sponsorluk ve reklam gibi kavramlar ön plana çıkmış ve dünyada milyonlarca belki milyarlarca insanın takip ettiği organizasyonlar aynı zamanda dev bir endüstri oluşturmuştur. Örneğin NBA, UEFA ve FIFA gibi organizasyonların kitleleri sürükleyen bir yapıya dönüşmesi bu organizasyonları küresel bazda popüler hale getirmektedir. Belirtmiş olduğunuz iki spor branşının takım olma, yardımlaşma, paylaşma, birlikte hareket etme ve mücadele anlamında ülkemizde sporseverlerde daha fazla heyecan, aidiyet ve coşku yaşattığını, ülkemiz insanının karakteristik özelliklerine daha fazla uyması nedenli, daha çok sevildiğini ve takip edildiğini düşünüyorum.

ERKMAN SANRI: Türkiye’de sporun halkımız tarafından profesyonel veya hobi olarak yeteri kadar yapıldığını düşünüyor musunuz?

CEMİL BOZ:  Gençlik ve Spor Teşkilatı olarak 7’den 77’ye sporun yaygınlaşmasını sağlamak, toplumumuzda spor kültürü oluşturmak ve gençlerimizin sağlıklı ortamlarda spor yaparak, sporla büyüyen sağlıklı nesiller olması gayretiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki; ülkemizde gerçekleşen tesisleşme hamlesi ile birlikte günümüzde spora ilgi her geçen gün artmaktadır. İstanbul’ umuzda lisanslı ve faal sporcu sayılarımız her geçen gün yükselen bir ivme ile devam etmektedir. Bir diğer önemli konu ise sivil toplum kuruluşlarımızın ve belediyelerimizin de destekleriyle birlikte ülke olarak spor ülkesi olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Çeşitli projelerle halkımızı spora teşvik etmek için çalışmalarda bulunuyoruz.

ERKMAN SANRI: 37 yaşındasınız, evlisiniz ve biri kız biri erkek olmak üzere 2 çocuk babasısınız ve İstanbul gibi bir metropolde yaşıyorsunuz. Bunun yanı sıra Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü gibi önemli ve yoğun bir iş yaşamınız var. Günlük koşuşturmacalarınızdan halen aktif spor yapmaya vakit bulabiliyor musunuz? Ve hangi sporlarla daha çok ilgileniyorsunuz?

CEMİL BOZ: Her bir bireyin spora bahane üretmeden  gerekli zamanı ayırması gerektiğini düşünüyorum. Yoğun iş temposundan arda kalan zamanlarda yüzme ve tenis sporuyla ilgileniyorum.

ERKMAN SANRI:  TATD ile İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü arasında gerçekleşecek İstanbul BAL projesini desteklediğiniz için teşekkür ederiz. Birlikte gerçekleştireceğimiz bu projenin topluma, acil doktorlarına ve İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğüne ne gibi katkıları olacağını öngörüyorsunuz?

CEMİL BOZ: Sporla Sağlık birbiriyle doğru orantılı iki kavram olduğu için kuruluşunuz ile işbirliği içerisinde gerçekleştirdiğimiz projenin önemli olduğunu düşünüyorum. İmzalanan bu protokol kapsamında derneğinizce İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğümüz personeline verilecek olan ‘’Temel Yaşam Desteği ve İleri Kardiyak Yaşam Desteği’’ eğitimi ile birlikte spor eğitmenlerimizin ve antrenörlerimizin sporcu sağlığı bakımından bilinçlendirilmesi hususu bizler için oldukça değerli. Ayrıca bir sezon boyunca değerli acil servis çalışanlarınızdan oluşacak olan basketbol takımlarının İl Müdürlüğümüze bağlı spor salonlarımızda sporla buluşmalarına, spor yapmalarına da kurum olarak destek olmaya çalışacağız. Toplumumuzda en etkili rehabilitasyon aracı olan spor sayesinde yoğun tempoda görev yapan sağlık çalışanlarımızın spor yapmaya vakit ayırabilmeleri ve iş verimlerinin artması açısından da faydalı olacağı kanaatini taşıyorum. Aynı zamanda bu proje, diğer meslek gruplarına örnek olması açısından önem arz etmektedir.

ERKMAN SANRI:  Takip ettiğimiz kadarıyla, İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü olarak sadece spor organizasyonlarının gerçekleştirilmesinin ötesinde toplumsal konularda da hassasiyetlerimizi kucaklayan organizasyonlarda bulunuyorsunuz. Bunlara örnek olarak Güreş camiası ile birlikte Zeytin Dalı Harekatı’ na verdiğiniz destek ve çocuklarımız için olan spor okullarının açılışlarını sayabiliriz. Bu ve benzeri sorumluluk projelerinizden bahsedebilir misiniz?

CEMİL BOZ: Kurumumuzun da isminden anlaşılacağı gibi hem gençlik hem de spor alanında çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdürüyoruz. İl Müdürlüğümüze bağlı 7 (yedi) gençlik merkezimizde gençlerimize yönelik gerçekleştirdiğimiz kurslar, geziler ve Bakanlığımızın kamp programları ile birlikte gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutarak, serbest zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Milli ve manevi değerlerine bağlı, topluma entegre olmuş, bilimde, sporda, sanatta bulunduğu her alanda kendini geliştiren bir gençlik tasavvur ediyoruz. Örneğin İstanbul Gençlik  ve Spor İl Müdürlüğümüz bünyesinde faaliyet gösteren Gençlik Merkezlerimizde Suriyeli kardeşlerimizin topluma entegrasyonunu sağlamak  amacıyla başlatılan “Sosyal Uyum” projesi hayata geçirilmiştir ve devam etmektedir. Yine keza Gençlik Hizmetlerinde uygulamada olan ‘Kıraathaneler Aslına Dönüyor‘ ve Kitap Okuma Halkaları da’ birer sosyal sorumluluk projesi olarak gösterilebilir. Spor Genel Müdürlüğü’ müzün başlatmış olduğu “Koşabiliyorken Koş” projesi 7’den 77’ye herkesi spor yapmaya teşvik eden bir proje olarak uygulama halindedir.

“Sporun sağlık üzerindeki olumlu etkileri yadsınamaz bir gerçek olarak hayatımızın her anında karşımıza çıkmaktadır.”

ERKMAN SANRI: Son olarak bu röportajımızı okuyacak olanlara sporun toplumlar üzerindeki olumlu etkileri hakkında neler söylemek istersiniz? Ve biz doktorlara hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

CEMİL BOZ: Sporun sağlık üzerindeki olumlu etkileri yadsınamaz bir gerçek olarak hayatımızın her anında karşımıza çıkmaktadır. Spor ve düzenli egzersiz yapan bireyin yaşam kalitesi artar, sağlıklı bir fiziksel yapıya kavuşur ve bağışıklık sistemi güçlenir. Spor yapan bireyler, yabancı madde kullanımı ile mücadelede toplumda önemli bir rol modeldir.

Kendini daha iyi ifade edebilme ve çevresiyle daha rahat iletişim kurabilme yetenekleri gelişir, sosyalleşir. Son olarak Sağlıklı bir yaşam için spora, fiziksel egzersize evet diyorum. Sizlerin şahsında kurumunuza teşekkürlerimi sunuyor, tüm vatandaşlarımıza sağlıklı, mutlu, spor dolu günler diliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here